Yeni Nissan LEAF NISMO Japonya’da satışa çıktı. 218 HP güç, özel süspansiyon, Michelin Pilot Sport 5 lastikler ve RECARO koltuklar sunuluyor.
Nissan, üçüncü nesil LEAF’in ardından model ailesinin performans odaklı üyesini de yollara çıkardı. Yeni Nissan LEAF NISMO Japonya’da resmi olarak satışa sunuldu. Ancak yapılan değişiklikler yalnızca kırmızı detaylar, farklı jantlar ve NISMO logolarından ibaret değil.
Yeni LEAF NISMO; özel süspansiyon ayarları, farklı sürüş modları, performans lastikleri, aerodinamik gövde parçaları ve 160 kW’a ulaşan elektrik motoruyla standart LEAF’ten belirgin biçimde ayrılıyor.
Nissan’ın 2010 yılında başlayan LEAF macerasında bugüne kadar yaklaşık 700 bin adetlik küresel satışa ulaşılmış olması da yeni NISMO versiyonunu daha dikkat çekici hale getiriyor.
? Artık Haberler Size Gelsin PistonKafalar'ın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler anında cebinize düşsün.
LEAF NISMO’nun Japonya’da üç farklı versiyonu bulunuyor. Serinin üst tarafındaki B7 NISMO, 160 kW yani yaklaşık 218 HP güç ve 355 Nm tork üretiyor.
B5 NISMO’da ise 130 kW, yaklaşık 177 HP güç ve 345 Nm tork bulunuyor.
Nissan burada yalnızca motor gücünü artırmaya odaklanmamış. Standart LEAF'te bulunan Standard, ECO ve Sport sürüş modlarının her biri NISMO için yeniden kalibre edilmiş. Sport modu ise doğrudan “NISMO Mode” adını alıyor ve elektrik motorunun anlık tork karakterini daha belirgin hale getiriyor.
LEAF NISMO aynı zamanda direksiyon arkasındaki kulakçıklardan ayarlanabilen özel rejeneratif fren sistemi kullanan ilk elektrikli NISMO modeli olma özelliğini taşıyor.
Süspansiyon ve şasi de NISMO’dan geçti
Asıl farklardan biri otomobilin virajlardaki davranışında hedeflenmiş.
NISMO’ya özel yaylar, stabilizatörler ve burçlarla süspansiyon rijitliği artırılırken direksiyon tepkileri de yeniden ayarlanmış. X-Trail NISMO'da kullanılan Swing Valve amortisör teknolojisi LEAF NISMO'ya da taşınmış.
Otomobil ayrıca 235/45 R19 Michelin Pilot Sport 5 lastiklerle geliyor. Lastiklere Enkei tarafından üretilen hafif ve yüksek rijitliğe sahip 19 inç jantlar eşlik ediyor.
Nissan'ın amacı ağır bataryalı bir elektrikli otomobilin kütlesini gizlemekten çok, sürücüye daha çevik ve kontrollü tepkiler verebilen bir LEAF ortaya çıkarmak olmuş.
Görünüş değişti ama değişikliklerin işlevi de var
NISMO dokunuşları dış tasarımda hemen fark ediliyor. Yenilenen ön tampon, hava akışını gövdenin yanlarına yönlendiren özel parçalar kullanıyor.
Arka tarafta uzatılmış ducktail spoyler ile özel alt tampon bulunuyor. Nissan'a göre yapılan aerodinamik değişiklikler, standart LEAF'e kıyasla sürükleme direncini artırmadan daha fazla yere basma kuvveti oluşturuyor.
NISMO'nun karakteristik kırmızı detayları gövde boyunca devam ederken otomobil altı farklı gövde rengiyle sunuluyor. Bunların arasında NISMO modellerine özgü Stealth Gray seçenekleri de bulunuyor.
RECARO koltuk seçeneği de var
Kabinde siyah ağırlıklı tasarım kırmızı detaylarla tamamlanmış. Direksiyon simidinde kırmızı merkez işareti ve dikişler bulunurken gösterge ekranı ve açma-kapama düğmesi gibi bölümlerde NISMO'ya özgü detaylar kullanılıyor.
Daha ileri gitmek isteyenler için NISMO ayarlı RECARO spor koltuklara sahip ayrı bir B7 versiyonu da hazırlanmış.
Nissan LEAF NISMO teknik özellikleri
Özellik
B7 NISMO
B5 NISMO
Maksimum güç
160 kW / yaklaşık 218 HP
130 kW / yaklaşık 177 HP
Maksimum tork
355 Nm
345 Nm
Uzunluk
4.415 mm
4.415 mm
Genişlik
1.810 mm
1.810 mm
Aks mesafesi
2.690 mm
2.690 mm
Lastikler
235/45 R19
235/45 R19
Ağırlık
1.900-1.920 kg
1.820 kg
Japonya fiyatları B5 NISMO için 6.601.100 yen, B7 NISMO için 6.952.000 yen ve RECARO koltuklu B7 NISMO için 7.227.000 yenden başlıyor.
Şimdilik açıklanan satış programı Japonya'yı kapsıyor. LEAF NISMO'nun Türkiye veya Avrupa pazarına gelip gelmeyeceğine ilişkin resmi bir açıklama ise bulunmuyor.
Nissan’ın Türkiye’de satılan modellerine ve en güncel fiyat listesine Nissan Türkiye Resmi Web Sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Piston Kafalar Yorumu – Editör Notu
Elif ÇINAR
LEAF NISMO’nun farkı yalnızca güç artışı değil. Süspansiyon, lastik, aerodinamik ve rejenerasyon ayarlarının birlikte değiştirilmesi, Nissan’ın gerçekten daha sürücü odaklı bir LEAF hedeflediğini gösteriyor.
Pil ve akü üreticisi Varta AG için dört ayrı iflas başvurusu yapıldı. Peki Türkiye’de satılan VARTA otomobil aküleri bu süreçten etkilenecek mi?
Almanya'nın köklü pil üreticilerinden Varta AG, uzun süredir devam eden mali sorunların ardından iflas sürecine girdi. Stuttgart Bölge Mahkemesi'nden yapılan açıklamaya göre şirket için dört ayrı iflas başvurusu gerçekleştirildi. Ancak gelişmenin ardından otomobil kullanıcılarının merak ettiği önemli bir soru ortaya çıktı: VARTA otomobil aküleri de bu iflas sürecinin içerisinde mi?
Bu noktada VARTA markasının şirket yapısını doğru ayırmak gerekiyor. Çünkü iflas başvurusunda bulunan VARTA AG ile VARTA markalı otomobil akülerini üreten şirket birbirinden bağımsız durumda.
Reuters'ın 24 Temmuz 2026 tarihli haberine göre Stuttgart Bölge Mahkemesi sözcüsü, Alman batarya üreticisi Varta için dört iflas başvurusu yapıldığını doğruladı. Gelişme, şirketin son yıllarda yaşadığı mali problemlerin ardından geldi.
? Artık Haberler Size Gelsin PistonKafalar'ın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler anında cebinize düşsün.
Varta'nın mali problemleri aslında yeni başlamadı. Şirket 2024 yılında ciddi borç yükü nedeniyle yeniden yapılandırma sürecine girmiş ve iflası önlemeye yönelik kapsamlı bir finansal plan uygulamaya başlamıştı.
Bu süreç sonucunda Porsche ve Avusturyalı yatırımcı Michael Tojner şirketin önemli hissedarları arasına girmişti. Ancak yeniden yapılandırma Varta'nın uzun vadeli finansman problemlerini tamamen çözemedi.
Reuters'ın aktardığı bilgilere göre şirketin yeni finansmana ihtiyaç duymasının ardından Porsche ve Michael Tojner ilave kaynak sağlamayı kabul etmedi. Bunun üzerine Varta'nın iflas başvurusunda bulunacağı gündeme geldi ve ardından mahkeme tarafından dört başvurunun yapıldığı doğrulandı.
Şirketin geleceğinde şimdi farklı bölümlerin farklı yatırımcı veya alacaklıların kontrolüne geçebileceği bir parçalanma senaryosu bulunuyor.
Apple'ın ayrılması Varta'yı ciddi şekilde etkiledi
Varta açısından en büyük darbelerden biri ise önemli müşterilerinden Apple'ın tedarik stratejisini değiştirmesi oldu.
Varta, uzun yıllardır AirPods gibi ürünlerde kullanılan küçük şarj edilebilir CoinPower hücrelerinin önemli üreticilerinden biriydi. Ancak Apple'ın bu hücrelerin tedarikini gelecekte Çin'den gerçekleştirmeyi planlaması Varta'nın önemli bir sipariş hacmini kaybetmesine neden oldu.
Bu gelişmenin ardından Apple siparişlerine bağlı Nördlingen tesisinin de kapanması gündeme geldi. Şirket yönetimi tesisin başka siparişlerle yeterli kapasiteye ulaştırılmasının mümkün olmadığını açıklamıştı. WirtschaftsWoche'nin aktardığı bilgilere göre bu kayıp Varta'nın zaten kırılgan olan mali yapısını daha da zorladı.
Varta tamamen kapanacak mı?
İflas başvurusu doğrudan Varta markasının ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.
Mevcut senaryolardan biri şirketin faaliyetlerinin bölünerek farklı yatırımcıların kontrolüne geçmesi. Reuters'ın aktardığı bilgilere göre Deutsche Bank'ın da aralarında bulunduğu önemli alacaklıların kârlı tüketici ve ev tipi pil bölümünü devralmak istediği, Michael Tojner'in ise mikropil bölümüne ilgi gösterdiği belirtiliyor.
Dolayısıyla VARTA markasının bazı ürün gruplarında faaliyet göstermeye devam etmesi mümkün.
Ancak otomobil kullanıcıları açısından çok daha önemli başka bir ayrıntı bulunuyor.
VARTA otomobil aküleri iflas başvurusundan etkileniyor mu?
Mevcut bilgilere göre doğrudan hayır.
Türkiye dahil birçok ülkede otomobil, ticari araç ve motosikletlerde kullanılan VARTA markalı marş akülerinin bulunduğu VARTA Automotive, iflas başvurusunda bulunan VARTA AG'ye ait değil.
VARTA'nın resmi kurumsal açıklamasında şirketin 2000'li yıllarda ekonomik olarak bağımsız yapılara ayrıldığı açıkça belirtiliyor.
Bugünkü VARTA AG bünyesinde tüketici pilleri, mikro piller, küçük lityum iyon hücreler, batarya paketleri ve enerji depolama sistemleri bulunuyor.
VARTA otomotiv aküsü bölümü ise ABD merkezli Clarios LLC bünyesinde faaliyet gösteriyor.
VARTA Automotive'ın resmi yasal bilgilerinde de işletmeci şirket Clarios Germany GmbH & Co. KG olarak gösteriliyor.
Bu nedenle VARTA AG'nin iflas başvurusunu, piyasada satılan VARTA otomobil akülerinin üreticisinin iflas ettiği şeklinde yorumlamak doğru değil.
VARTA markası neden kafa karıştırıyor?
Bunun nedeni VARTA isminin tarihsel olarak aynı kökten gelmesine rağmen bugün farklı şirketler tarafından farklı ürün gruplarında kullanılması.
VARTA'nın kendi açıklamasına göre uzun yıllar önce gerçekleştirilen yeniden yapılanma sonucunda eski VARTA'nın faaliyetleri farklı şirketlere ayrıldı.
Bugün kabaca;
VARTA AG: Ev tipi piller, mikro piller, lityum iyon hücreler ve enerji depolama çözümleri gibi alanlarda faaliyet gösteriyor.
VARTA Automotive / Clarios: Otomobil, ticari araç, motosiklet ve benzeri araçlara yönelik VARTA markalı aküleri üretiyor ve pazarlıyor.
Hatta VARTA Automotive'ın resmi internet sitesinde iki şirketin tamamen ayrı şirketler olduğu ve aralarında kurumsal bir bağlılık bulunmadığı özellikle belirtiliyor.
Bu ayrım özellikle otomotiv kullanıcıları açısından önemli.
Piston Kafalar Yorumu – Editör Notu
Elif ÇINAR
Varta AG’nin iflas başvurusu, şirketin uzun süredir devam eden finansal sorunlarında kritik bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Ancak gelişmenin VARTA markalı otomobil aküleriyle doğrudan bağlantısı bulunmuyor. VARTA Automotive’ın Clarios bünyesinde faaliyet göstermesi nedeniyle otomobil akülerinin üretim ve satış süreçleri bu iflas başvurusunun dışında kalıyor.
Ford, 2027’den itibaren yeni nesil elektrikli araç platformunda Apple Maps’i doğrudan araç ekranlarına entegre edecek.
Ford, yeni nesil elektrikli otomobillerinde navigasyon tarafında önemli bir değişikliğe hazırlanıyor. Şirket, 2027’den itibaren Universal Electric Vehicle (UEV) Platform üzerine geliştirilecek modellerde Apple Maps’i doğrudan otomobilin kendi ekranlarına entegre edecek.
Buradaki önemli ayrıntı, sistemin Apple CarPlay üzerinden çalışmayacak olması. Apple’ın yeni MapKit for Automotive altyapısı sayesinde Apple Maps, Ford’un kendi araç arayüzünün bir parçası haline gelecek.
? Artık Haberler Size Gelsin PistonKafalar'ın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler anında cebinize düşsün.
Yeni sistem; adım adım navigasyon, canlı trafik bilgileri, yol üzerindeki olaylar, detaylı konum arama ve alternatif güzergâh seçenekleri sunacak.
Elektrikli Ford modelleri açısından daha önemli yeniliklerden biri ise EV odaklı akıllı rota planlama olacak. Sistem, batarya durumunu ve güzergâhı dikkate alabilecek, ayrıca uygun koşullarda şarj öncesi batarya ön koşullandırma sürecine katkı sağlayabilecek.
Ford’un Apple Maps entegrasyonunu yalnızca navigasyon için kullanmayacağı da dikkat çekiyor.
BlueCruise için de Apple Maps verileri kullanılacak
Apple Maps tarafından sağlanan yol seviyesindeki harita verileri, Ford’un otonom ve sürüş destek teknolojileri üzerinde çalışan Latitude AI biriminin de kullanımına sunulacak.
Bu verilerin, BlueCruise eller serbest sürüş sisteminin gelecek neslinde özellikle otoyola girişten çıkışa kadar daha kesintisiz bir sürüş deneyimi oluşturulmasına yardımcı olması hedefleniyor.
Bu açıdan bakıldığında anlaşma, telefondaki bir navigasyon uygulamasının otomobile taşınmasından daha kapsamlı. Harita altyapısı doğrudan aracın sürüş teknolojilerinden biri haline geliyor.
CarPlay kaldırılmayacak
Ford ayrıca önemli bir noktaya açıklık getirdi. Apple Maps’in otomobile doğrudan entegre edilmesi, Apple CarPlay desteğinin sona ereceği anlamına gelmiyor. CarPlay, yeni sistemden bağımsız şekilde Ford modellerinde kullanılmaya devam edecek.
Apple ise MapKit for Automotive sisteminin mevcut Apple Maps ile benzer gizlilik prensipleriyle geliştirildiğini ve araç üzerindeki harita kullanımının kişisel kullanıcıyla ilişkilendirilebilecek biçimde konum takibi amacıyla kullanılmadığını belirtiyor.
İlk uygulama 2027’de
Ford’un planına göre yeni entegrasyon ilk olarak 2027 yılında UEV Platform tabanlı elektrikli araçlarda kullanılmaya başlanacak. Böylece Apple Maps, telefon ekranından otomobile yansıtılan bir uygulama olmaktan çıkarak aracın kendi dijital altyapısının parçalarından biri olacak.
Ford markasının Türkiye’de satılan modellerine ve en güncel fiyat listesine Ford Türkiye Resmi Web Sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Piston Kafalar Yorumu – Editör Notu
Elif ÇINAR
Ford ile Apple arasındaki bu adımın asıl önemi navigasyondan çok daha fazlasını kapsaması. Apple Maps verilerinin BlueCruise ile birlikte kullanılacak olması, harita teknolojisinin sürüş destek sistemlerinde giderek daha kritik hale geldiğini gösteriyor.
Yeni Mercedes-Maybach GLS tanıtıldı. 612 PS V8 motor, yeni MBUX Superscreen, gelişmiş hava süspansiyonu ve arka koltuk teknolojileriyle gelen lüks SUV’un tüm detayları.
Mercedes-Maybach, büyük lüks SUV modeli GLS’i kapsamlı şekilde yeniledi. İlk bakışta değişimin merkezinde yeni ön yüz ve ışık imzası varmış gibi görünse de asıl yenilikler kaputun altında, süspansiyonda, dijital altyapıda ve özellikle arka koltuklarda gizleniyor.
2019’dan bu yana markanın SUV tarafındaki zirve modeli olan Mercedes-Maybach GLS, yeni versiyonunda daha güçlü elektrik destekli V8 motor, MB.OS işletim sistemi, yeni nesil MBUX, geliştirilmiş AIRMATIC ve E-ACTIVE BODY CONTROL sistemleriyle yoluna devam ediyor.
Mercedes’in otomobil tarihindeki 140. yılına, Maybach’ın ise 105. yılına denk gelen yenileme, modelin yalnızca görsel bir makyajdan ibaret olmadığını gösteriyor.
? Artık Haberler Size Gelsin PistonKafalar'ın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler anında cebinize düşsün.
Yeni Mercedes-Maybach GLS’in ön tasarımı baştan aşağı değiştirilmiş değil ancak yapılan dokunuşlar aracın karakterini belirgin biçimde farklılaştırıyor.
Maybach’a özgü dikey çıtalı ön panjur artık aydınlatılmış bir çerçeveye sahip. Daha da dikkat çekici olanı, panjur üzerindeki MAYBACH yazısının ilk kez aydınlatılması.
Bazı pazarlarda kaput üzerindeki dik Mercedes yıldızı da aydınlatılabilecek.
DIGITAL LIGHT farlarda kullanılan çift yıldız formuna ise rose gold tonlarında detaylar eklenmiş. Ön tampon, hava girişleri ve alt koruma bölümü de Maybach’ın daha gösterişli ancak klasik çizgisine uygun biçimde yeniden ele alınmış.
Arka tarafta da yeni ışık grafiklerine geçiliyor. Krom çerçeveli üç boyutlu yıldız motifleri, Mercedes-Maybach kimliğini geceleri bile kolayca ayırt edilebilir hale getiriyor.
23 inç jantlardaki yıldız dönmüyor
Yeni Maybach GLS’in en sıra dışı tasarım ayrıntılarından biri ise jantlarda bulunuyor.
23 inçlik dövme jantların merkezindeki Mercedes yıldızı, tekerlek dönmesine rağmen her zaman dik konumda kalıyor.
Bunun için yıldızın bulunduğu merkez kapakta hassas rulmanlı ve yer çekiminden yararlanan özel bir mekanizma kullanılmış. Benzer uygulamalara ultra lüks otomobillerde rastlansa da Mercedes-Maybach bunu GLS’in detaylarından biri haline getirmiş.
Yeni 22 inç jant seçeneği de ürün gamına ekleniyor.
Yeni Mercedes-Maybach GLS’in V8’i 612 PS üretiyor
Asıl büyük değişikliklerden biri motor bölümünde.
Mercedes-Maybach GLS’te M177 EVO kodlu çift turbo V8 kullanılıyor. Yeni nesil motor, ikinci nesil entegre marş jeneratörü ISG 2.0 ile birlikte çalışan 48 voltluk mild hybrid sisteme sahip.
V8 motorun gücü:
450 kW, yani yaklaşık 612 PS.
Maksimum tork ise 850 Nm.
Elektrik sistemi gerektiğinde buna ayrıca 17 kW’lık kısa süreli destek sağlayabiliyor. Mercedes, yeni motorun güç karakterinin eski sisteme göre daha hızlı tepki verdiğini ve güç aktarımının daha akıcı hale getirildiğini belirtiyor.
Motor tarafında titreşimleri azaltmak amacıyla iki yeni balans mili de kullanılmış.
Buradaki amaç bir AMG gibi agresif tepki veren GLS oluşturmak değil. Maybach tarafındaki mühendislik önceliği, ciddi performans rezervini mümkün olduğunca sessiz ve sarsıntısız biçimde sürücüye ulaştırmak.
Süspansiyon yolu önceden öğrenebiliyor
Yeni Mercedes-Maybach GLS’in sürüş konforunda ilginç bir teknoloji devreye giriyor.
Standart olarak sunulan yeni AIRMATIC hava süspansiyonu, diğer Mercedes-Benz modellerinden Mercedes-Benz Intelligent Cloud'a aktarılan Car-to-X verilerinden yararlanabiliyor.
Sistem böylece ileride bulunan yol yüzeyi hakkında önceden bilgi alarak amortisör karakterini araç o noktaya ulaşmadan hazırlayabiliyor.
Ancak sistemin en ileri seviyesi yine E-ACTIVE BODY CONTROL.
20’den fazla sensörden gelen veriler ve beş çok çekirdekli işlemci yardımıyla sistem, sürüş koşullarını saniyede 1.000 kez analiz ediyor.
Her tekerlekteki yaylanma ve sönümleme kuvveti ayrı ayrı kontrol ediliyor.
CURVE modu aktif edildiğinde gövde viraj içine doğru 3 dereceye kadar eğilebiliyor. Amaç hızlı viraj dönmekten çok, özellikle arka koltuktaki yolcuların hissettiği yan kuvvetleri azaltmak.
Maybach GLS'in arka koltuğunda artık baldır masajı var
Maybach tarafında performanstan daha önemli bir konu varsa o da arka koltuklar.
Yeni GLS’te ön koltuk minderlerine titreşimli masaj fonksiyonu eklenirken, arkadaki Executive koltuklara ilk kez baldır masajı geliyor.
Arka bölümde iki adet 11,6 inç Full HD ekran bulunuyor. Yolcular buradan klima, perdeler ve eğlence sistemlerini kontrol edebiliyor.
En Maybach detaylarından biri ise iki arka koltuk arasındaki soğutmalı bölme.
Bu alan iki adet 0,75 litrelik şampanya şişesi alabiliyor.
Burmester sistemi artık 710 Watt
Ses sistemi de elden geçirilmiş.
Burmester 3D Surround sistemine arka tarafta iki yeni hoparlör eklenmiş. Böylece otomobilde toplam 15 hoparlör bulunuyor.
Amplifikatör gücü ise 710 Watt seviyesine çıkarılmış.
Dolby Atmos desteği korunurken yapılan değişikliklerin özellikle arka koltuklardaki ses sahnesini genişletmesi hedefleniyor.
Kabin havası yaklaşık 90 saniyede yenileniyor
Maybach’ın sessizlik kadar önem verdiği konulardan biri de kabin hava kalitesi.
Yeni çok kademeli filtre sistemi kabin içerisindeki havayı yaklaşık 90 saniyede bir yenileyebiliyor.
Elektrikli filtre ince partikülleri iyonize ederken, ön filtre daha büyük partiküllerin kabine ulaşmasını engelliyor.
Motor ve yol seslerinin kabine ulaşmasını azaltmak için de şanzıman tüneli, motor bölmesi ve bazı gövde boşluklarında ilave izolasyon uygulanmış.
Üç ekran tek camın altında
Yeni Mercedes-Maybach GLS, Mercedes’in yeni nesil elektronik mimarisine de geçiyor.
MB.OS işletim sistemi üzerine kurulan sistemin merkezinde MBUX Superscreen bulunuyor.
Tek bir geniş cam yüzey altında:
12,3 inç sürücü ekranı,
12,3 inç merkezi ekran,
12,3 inç ön yolcu ekranı
bir araya getiriliyor.
Maybach'a özgü arayüzde altın ve rose gold tonları kullanılmış.
ChatGPT ve Gemini otomobilin içine giriyor
Yeni nesil MBUX Virtual Assistant artık klasik bir sesli komut sisteminin ötesine geçiyor.
Mercedes; ChatGPT, Microsoft Bing Search ve Google Gemini altyapılarından yararlanan sistemin bağlamı takip edebildiğini ve önceki konuşmaları hatırlayabildiğini belirtiyor.
Yani kullanıcı her komutta konuyu baştan anlatmak zorunda kalmadan sistemle devam eden bir konuşma gerçekleştirebiliyor.
Mercedes ayrıca MB.OS sayesinde yeni fonksiyonların ilerleyen dönemlerde OTA, yani kablosuz güncellemelerle otomobile aktarılabileceğini belirtiyor.
Şehir içinde gelişmiş Seviye 2 desteği
Maybach GLS yalnızca konfor teknolojilerinde değil, sürüş destek sistemlerinde de yeni elektronik altyapıdan faydalanıyor.
Araçta toplam:
10 kamera, 5 radar, 12 ultrasonik sensör
bulunuyor.
Bunlardan gelen verileri işleyen merkezi bilgisayarın kapasitesi 254 TOPS'a kadar çıkıyor.
MB.DRIVE ASSIST PRO, uygun pazarlarda şehir içerisindeki noktadan noktaya sürüşlerde sürücüye yardımcı olabiliyor. Sistem SAE Seviye 2 kapsamında çalıştığından sürücünün yolu sürekli takip etmesi ve sorumluluğu elinde tutması gerekiyor.
Yeni park sistemi ise çizgi bulunmayan bazı park alanlarını algılayabiliyor ve ilk kez çapraz park manevralarını destekliyor.
Araç ayrıca geri giderken daha önce ilerlediği 150 metreye kadar olan rotayı takip edebiliyor.
Yeni Mercedes-Maybach GLS ne zaman satışa çıkacak?
Yeni Mercedes-Maybach GLS, ABD'nin Alabama eyaletindeki Tuscaloosa fabrikasında üretilmeye devam edecek.
Model Çin'de şimdiden siparişe açılmış durumda.
Avrupa ve ABD'de siparişlerin Temmuz 2026'nın sonunda başlaması planlanıyor. Diğer pazarlar ise daha sonra programa eklenecek.
Türkiye satış programı ve fiyatlandırması için ise henüz net bir açıklama bulunmuyor.
Yeni Mercedes-Maybach GLS'e yalnızca dışarıdan bakıldığında değişikliklerin sınırlı olduğu düşünülebilir. Fakat otomobilin mühendislik tarafına inildiğinde tablo farklı.
612 PS'lik V8 hâlâ bu otomobilin en etkileyici parçalarından biri ancak Maybach'ın asıl yatırımı daha fazla beygirden çok sessizliğe, süspansiyon kontrolüne, arka koltuk konforuna ve dijital altyapıya yapılmış.
Saniyede 1.000 kez çalışan gövde kontrolünden baldır masajına, 90 saniyede kabin havasını yenileyen filtreden her zaman dik duran jant yıldızına kadar detayların seviyesi, Maybach'ın GLS'i klasik bir lüks SUV'dan mümkün olduğunca uzaklaştırmak istediğini gösteriyor.
Belki de yeni modelin özeti tam burada yatıyor: Mercedes GLS ulaşım sağlıyor, Maybach GLS ise yolculuğun kendisini ürün haline getiriyor.
En hızlı seri üretim Škoda Fabia Türkiye’de satışa çıktı. 177 PS gücündeki Fabia Monte Carlo 130 Edition’ın fiyatı 2.524.000 TL’den başlıyor.
Škoda'nın 130 yıllık geçmişini kutlamak için hazırladığı ve markanın bugüne kadar ürettiği en hızlı seri üretim Fabia unvanını taşıyan Fabia Monte Carlo 130 Edition, Türkiye pazarına giriş yaptı.
Aslında bu otomobil PistonKafalar okurları için tamamen yeni değil. Fabia 130 Edition'ın dünya tanıtımını 10 Ekim 2025 tarihinde, modelin teknik özellikleri ve Škoda tarihindeki yeriyle birlikte sizlere aktarmıştık. Aradan geçen sürenin ardından hikâyenin Türkiye ayağı da başladı: 177 PS gücündeki özel Fabia artık Türkiye'deki Škoda yetkili satıcılarında.
Türkiye için açıklanan başlangıç fiyatı ise 2.524.000 TL. Modelin ayrıca ek ÖTV avantajıyla sunulduğu belirtiliyor.
? Artık Haberler Size Gelsin PistonKafalar'ın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler anında cebinize düşsün.
130 yılın ardından gelen en hızlı seri üretim Fabia
Fabia Monte Carlo 130 Edition'ı önemli kılan yalnızca özel seri olması değil. Škoda, standart Fabia'nın temellerini kullanmasına rağmen otomobilin performans karakterini belirgin biçimde değiştirmiş.
Kaputun altında 1.5 TSI EVO2 motor bulunuyor. Yapılan geliştirmeler sonucunda motor 177 PS güç ve 250 Nm tork üretiyor.
Gücün ön tekerleklere aktarılmasında 7 ileri çift kavramalı DSG şanzıman görev yapıyor. Ancak burada standart Fabia'daki ayarlardan farklı bir yaklaşım söz konusu. Şanzımanın yazılımı sportif kullanıma uygun biçimde yeniden kalibre edilmiş ve vites küçültme tepkileri geliştirilmiş.
Ortaya çıkan rakamlar ise Fabia tarihinde yeni bir noktaya işaret ediyor:
Bu değerlerle Fabia Monte Carlo 130 Edition, bugüne kadar yollara çıkan en hızlı seri üretim Škoda Fabia olarak konumlanıyor.
Sadece motor gücü artırılmadı
130 Edition'ın standart bir Fabia'ya daha güçlü motor eklenerek oluşturulmuş bir versiyon olduğunu düşünmek doğru olmaz. Škoda, otomobilin yol karakterine de müdahale etmiş.
Spor süspansiyon sayesinde gövde 15 mm daha alçakta konumlandırılmış. Direksiyon sistemi yeniden ayarlanırken elektronik denge kontrol sisteminin çalışma karakteri de daha sportif sürüşe uygun hale getirilmiş.
Bu değişikliklerin amacı yalnızca düz yolda daha hızlı bir Fabia yaratmak değil; direksiyon tepkileri ve virajlardaki çevikliği de artırmak.
Burada Fabia 130 Edition'ın konumu ilginç. Model doğrudan bir Fabia RS olarak adlandırılmıyor ancak Škoda'nın motor sporları geçmişinden ve özellikle Fabia RS Rally2'den gelen bazı görsel göndermeleri taşıyor.
Fabia RS Rally2'ye gönderme yapan detaylar var
Monte Carlo donanımı üzerine geliştirilen 130 Edition'ın dış tasarımında özel seriye özgü farklılıklar bulunuyor.
Parlak siyah tavan ve A sütunlarına ön spoyler, arka difüzör ve tavan spoyleri eşlik ediyor. Ön çamurluklarda ve bagaj kapağında bulunan “130 Edition” logoları ise otomobilin sınırlı ve özel karakterini dışarıdan belli eden detaylar arasında.
18 inç Libra alaşım jantlar, kırmızı fren kaliperleri, karartılmış ön farlar ve çift egzoz çıkışı da sportif görünümü destekliyor.
Arka bölümde kullanılan siyah dekoratif şerit ise tesadüfi bir tasarım detayı değil. Bu bölümde Škoda'nın başarılı ralli otomobili Fabia RS Rally2'ye görsel bir gönderme yapılıyor.
İçeride performans havası korunmuş
Kabinde tamamen farklı bir Fabia mimarisiyle karşılaşılmıyor ancak 130 Edition'ın karakterini güçlendiren dokunuşlar mevcut.
Yan destekleri artırılmış spor koltuklar, üç kollu çok fonksiyonlu spor direksiyon ve paslanmaz çelik pedallar bunların başında geliyor.
Sürücünün karşısında 10,25 inç dijital gösterge paneli bulunurken orta konsolda 8,25 inç dokunmatik multimedya ekranı görev yapıyor.
Anahtarsız giriş ve çalıştırma, çift bölgeli otomatik klima, ambiyans aydınlatması, geri görüş kamerası, kablosuz telefon şarjı, beş USB-C bağlantısı ve ön-arka park sensörleri Türkiye'de sunulan otomobilin donanımları arasında yer alıyor.
Güvenlik tarafında ise yaya algılama özellikli ön bölge frenleme asistanı, şerit takip sistemi, sürücü yorgunluk tespit sistemi, çoklu çarpışma freni ve elektronik stabilite kontrolü gibi sistemler bulunuyor.
İlk kez 2025'te karşımıza çıkmıştı, şimdi Türkiye yollarına hazır
Şimdi ise o hikâyenin Türkiye açısından en önemli bölümü gerçekleşti. Otomobil artık yalnızca Avrupa için açıklanan özel bir versiyon değil; 2.524.000 TL'den başlayan fiyatıyla Türkiye'de satın alınabilen bir Fabia haline geldi.
Bu noktada 130 Edition'ın Türkiye'deki asıl sınavı fiyatıyla olacak. Çünkü 177 PS'lik motoru, 228 km/s maksimum hızı ve özel şasi ayarlarıyla sıradan bir Fabia'dan ayrışsa da 2,5 milyon TL'nin üzerindeki fiyat seviyesi, tüketicinin karşısına farklı segmentlerden çok sayıda alternatif çıkarıyor.
Piston Kafalar Yorumu – Editör Notu
Elif ÇINAR
Fabia Monte Carlo 130 Edition'ın en ilginç tarafı, Škoda'nın uzun süredir kullanmadığı Fabia RS formülüne doğrudan dönmeden performans odaklı bir Fabia ortaya çıkarması. 177 PS güç, 7,4 saniyelik 0-100 km/s değeri ve 228 km/s maksimum hız, küçük hatchback sınıfında hâlâ eğlenceli otomobillere yer olduğunu gösteriyor.
Ancak Türkiye'de 2.524.000 TL'lik başlangıç fiyatı işin rengini değiştiriyor. Bu nedenle 130 Edition'ın geniş kitlelere ulaşan bir Fabia'dan ziyade, modelin tarihini bilen ve daha özel bir versiyon arayan sınırlı bir kullanıcı grubuna hitap etmesi daha olası görünüyor.
Öte yandan 130. yıl için geliştirilen ve “en hızlı seri üretim Fabia” unvanını taşıyan bir versiyon olması, otomobilin ilerleyen yıllarda Fabia tarihinin hatırlanan modellerinden biri haline gelme ihtimalini de güçlendiriyor.